ermeni soykirimi

ermeni soykırımı iddiaları hakkında o günleri ve olayları birebir yaşamış olan ulu önder atatürk, ermeni soykırımı iddialarını ve o dönemdeki olayları 1927 de tbmm deki konuşmasında bakınız nasıl açıklıyor?(nutuk'tan)

atatürk diyor ki:

"kuşku edilmemesi gerekir ki, ermeni soykırımı üzerine söylenen sözler gerçeğe uygun değildir.tam tersine güney bölgelerinde yabancı kuvvetlerce silahlandırılan ermeniler, koruyucularından yüz bularak bulundukları yerlerdeki müslümanlara saldırmakta idiler. öç alma düşüncesiyle her yerde acımasızca öldürme ve yok etme yolunu tutmakta idiler.

ferit paşa kabinesi’nde içişleri bakanı sıfatıyla aziz milletimizin bağımsızlık ve geleceğini yok etmeye azimli hainlerden biri olan cemal bey, ilk icraatına milletin namus ve tarihini lekelemekle başlamış, istanbul’daki türkçe gazeteleri bırakarak, galata’da fransızca yayınlanan bir gazeteye, yabancı kamuoyunu etkilemek için hain telkinlerde bulunmak üzere, türkiye’de 800 bin ermeni katledildiğini açıklamış, ermeni davasını paris’teki bousturyar paşa’dan daha ateşli bir kalp ile savunurken masum türk milleti’nin soyluluğuna çirkin bir iftira lekesi sürmüştür. erivan’dan tehcir ve doğu illerinin enkaz ve harabesi altında ermeni mezalimi ve ihanetinin kurbanları olan yüz binlerce müslüman kardeşimizin iskeletleri ortadayken, osmanlı devleti’nin bir bakanı sıfat ve yetkisiyle fransızca bir gazeteye, tamamı kayıtlı, 800 bin ermeni’nin katledildiğini açıklayan bu akılsız ve vicdansız bakan, bu sözleri ile paris’te çalışan büyük ermenistan kurma hayallerine hizmet etmiş ve hiç kuşkusuz bu hizmet ile ödülsüz de kalmamıştır.

maraş’taki o acıklı olay bu yüzden meydana gelmişti. yabancı kuvvetlerle birleşen ermeniler, top ve ağır makineli tüfeklerle maraş gibi eski bir müslüman kentini yerle bir etmişlerdi. binlerce güçsüz ve günahsız ana ve çocukları tepeleyip yok etmişlerdi. tarihte bir benzeri görülmemiş olan bu yırtıcılığı yapanlar ermenilerdi. müslümanlar ancak namuslarını ve yaşamlarını korumak kaygısıyla karşı koymuşlar ve savunmada bulunmuşlardı.

adana ili içindeki müslümanlar, tepeden tırnağa kadar silahlandırılan ermenilerin süngü baskısı altında, her dakika ölüm tehlikesiyle karşı karşıya idiler. canını ve bağımsızlığını korumaktan başka bir şey istemeyen müslümanlara karşı uygulanan bu kıyım ve yok etme politikası, uygar insanlığın dikkatini çekecek, acıma duygularını uyandıracak nitelikte iken, olayların tam tersini ileri sürmek ve bundan vazgeçilmesini istemek gibi bir davranışa nasıl güvenilebilirdi? "

nutuk 1927..

turk erkegi

şu fıkra da anlamamıza yardımcı olabilir bu karmaşık yapıyı;
----
uzaylılar bir görev için dünyaya inecekler görevleri dünya insanları ile cinsel ilişkiye girerek sonuçlarını gözlemlemek. uzaylılar türkiyenin tenha bir kasabasında bir çiftlik evine indirmişler gemilerini. çiftlik evinin kapısını çalarak kapıyı açan adama amaçlarını anlatmaya başlamışlar. adam biraz şaşkın biraz heyecanlanarak benim hanıma bi sorayım demiş. içeri girerek karısına böle böle bişi var nedersin demiş.

kadın:
- 'tamam olur hem bi gecelik değişiklikten bir şey olmaz'
diyerek kabul etmiş. uzaylılarla beraber biraz oturduktan sonra uzaylı erkekle dünyalı kadın ayrı bi odaya, uzaylı kadın ile dünyalı erkekle ayrı bi odaya geçmişler. uzaylı adam başlamış dünyalı kadını soymaya ve daha sonra kendi soyunmaya kadın uzaylı adamın penisini görünce çok şaşırmış ve gülmeye başlamış. uzaylı:
- neden güldün.
- çok küçük demiş. uzaylı:
- sol kulağımı çek o büyür demiş.
kadın çekmiş kulağı gerçektende büyümüs,
-ama demiş kadın şimdide çok ince. uzaylı gayet rahat
- sağ kulağımı çek o kalınlaşır.
kadın uzaylının kulağını çekince gerçektende kalınlaşmış ve sabaha kadar defalarca sevişmişler. sabah olunca kahvaltıdan sonra uzaylıları gönderen karı koca konuşmaya başlamış. adam kadına nasıl geçti diye sormuş. kadın :
-"tek kelime ile mükemmeldi.peki senin nasıl geçti kocacığım ?"
adam kendinden çok emin bi şekilde ;
-"sen var ya sen,şu gül gibi kocanın kıymetini bilmiyorsun, bak elin uzaylısı zevkten kulaklarımı koparacaktı!! "

said i nursi

ayşe arman hürriyet'te 9 kasım 2008 'de çıkan röportajında can dündar'a "said-i nursi belgeseli için fethullah gülen'den para aldınız?" diye sormuş, dündar da ona şu yanıtı vermişti: "hay allah, ne feci laflar bunlar! mümkün mü böyle bir şey?
benim yazılarıma bak, fethullah gülen-amerikan ilişkisi üzerine en az on tane yazım vardır. ayıplamaz mı insanlar? bu soru bile ne kadar ağır geliyor. elbette böyle bir şey yok. said-i nursi'yle ilgileniyorum çünkü merak ediyorum."
demişti..

şimdi ise;

* fethullah gülen cemaatinin finanse ettiği , 1,4 milyon euro’ya mal olduğu söylenen can dündar filmi..

mustafa filminden sonra kapak niteliği taşımasın diye fetoş biraz geç çıksın demiş.
fetoş der de gö.ler dikilmez mi havaya.

derhal.

can dundar

can dündar said-i nursi filmini bitirdi . .

mustafa filmiyle çok tartışılmış olan can dündar'ın yeni belgesel filmi said-i nursi'yi tamamladığı bildiriliyor.

fethullah gülen cemaatinin finanse ettiği filmin 1,4 milyon euro'ya mal olduğu söyleniyor.

said-i nursi belgeselinin bittiği halde vizyona girmeyip
bekletilmesinin ise cemaatin bazı endişelerinden kaynaklandığı öğrenildi.

söylendiğine göre; mustafa filminin yoğun bir şekilde olumsuz tepki görmesinden endişelenmiş olan cemaat yönetimi, filmin bir süre daha bekletilmesine karar vermiş. yani mustafa'nın hemen ardından böyle bir
belgeselin vizyona girmesi daha büyük bir tepki yaratacağı düşünülerek, gösterimi ileri bir tarihe ertelendi.

hatırlanacağı üzere ayşe arman hürriyet'te 9 kasım 2008 'de çıkan röportajında can dündar'a "said-i nursi belgeseli için fethullah gülen'den para mı aldınız?" diye sormuş, dündar da ona şu yanıtı vermişti: "hay allah, ne feci laflar bunlar! mümkün mü böyle bir şey?
benim yazılarıma bak, fethullah gülen-amerikan ilişkisi üzerine en az on tane yazım vardır. ayıplamaz mı insanlar? bu soru bile ne kadar ağır geliyor. elbette böyle bir şey yok. said-i nursi'yle ilgileniyorum çünkü merak ediyorum."

sonradan bediüzzaman lakabının eklendiği said-i nursi'nin nüfus kaydındaki adının sait okur olduğu biliniyor.
şimdi merak edilen soru şu:

atatürk filmine "mustafa" adını koyan can dündar, said-i nursi filmine de "sait" adını verir mi?

besiktas in yine kendini buyuk sanmasi

mütevaziliğindendir.
zira o türkiye'de şu an bir numaradır.

backwoods

akşamları beyliizle birer dal içmek pek keyifli oluyor.
normalde ağızda döndürülen puro ciğerlere de çekilirse hafif bi kafası oluyor.
bu da doğadan gelen doğallığın faydalarından .

boku çıkarılıp günde bir kaç tane falan içilirse sarı sarı açık musluk gibi balgam çıkıyo boğazdan.
ciğerlere de kesin zarar veriyodur.
zaten belirli bi süre sonra insanın tüm enerjisi gidiyor.
1 paketi 1 haftaya yayıp içmesi en keyiflisidir.

böğürtlen ve ballısı dudağın içini pütür pütür yapıyor. tavsiye edilmez.
ayrıca kokusu tüm saçlarına falan yayılıyo. parfüm kokusunu da bastırıyo.
allahtan kötü kokmayan bi cigar.

vampirist

din zırvası kadar saçma ya da mantıklı.
nebilim. bugün dine inanalar yarın buna da inanabilirler.
aynı bokun kırmızısı.

altiz

ana rahminde 6 ceninin büyüyüp doğacak kıvama gelmesi ve vajina ya da göbekten pörtlemesiyle oluşan durumdur.

ahmet necdet sezer vs abdullah gul

biri takma el gibidir. bir diğeri bildiğin el kol gibidir.
ahmet necdet sezer; bildiğin el kol gibidir. direk sinirler vasıtası ile beyinden ele elektrik yollar ve kalk elim, kaşı alim, fırlat elim der. hakimiyet kayıtsız şartsız ondadır.

bir diğeri olan abdullah gül; takma el gibidir. el işlevi görse de yönetim için direk ya da endirek yardım alması gerekmektedir. asla kendi beyni ve kararları ile hareket ettiremez elini.
zaten tam performans da alamaz.
elini sobaya köze sok dese yöneten sokmak zorundadır.
düşünemediğinden başka bir tercihi de yoktur.

cuma nin rahatligi

cuma'ya gittim gelecem patron diye şirketten en az 1 saat arazi olma rahatlığı.
kitabına uydurmak gerek tabi.

acilmayan otobus camlari

ankara'nın eski kırmızı körüklü otobüslerinde sıkça yaşanan problem.
bi' de çivi çakarlardı, cam çivisi, açmasın yolcular diye.
zaten sera gibi otobüs lan. ankaranın yazlar sıcak ve kurak ikliminde üstü açık otobüs yapmaları lazım bırak açılmayan cam sorununu.

dunyaya hukmetmek

mis gibi haftasonları bara diskoya gitmek, tatil yapmak, saçmalamak, gezmek tozmak, eğlenmek, okumak, bisiklete binip basket oynamak, yerlere yatıp gelip onunla yatağı kirletmek, zil zurna sarhoş olup yerlerde sürünmek, rock'n coke 2009'a gidip çadır kurmak varken kim uğraşlır böyle zırvalarla.

yemişim dünyasını. al senin olsun.

sozluk yazarlarinin ortak yapimi hikaye vol 5

ama muhsin bu gülmelerin bir çeşit ahlaksızlık olduğunu bilecek kadar müslüman, apachi, budist, genç kızların sevgilisi ve rahipti.

öldükten sonra tekrar kendine gelebilme yeteneğini bu beşinci kullanışıydı.

bu yeteneğini kullanarak insan ırkından doğayı bile kurtarabilirdi.
ama koy götüne bu ipnelere yaramaz dedi ve hönküre hönküre ağlamaya başladı.

stephen hawking

kainat hakkında konuşması için;

http://www.facebook.com/...&h=ayyy4&u=apzpe&ref=nf

kirkor

bi kısmetin var. kocaman bi balık çıkmış.
bi patlama yapcaksın bi yerde.
bak bi de horoz görüyorum bi adak mı adayıp kesmedin sen.
ayyy. kalp var kalp. yeni ilişki kapıda.
ama yüreğin kabaracak. dikkat et a isimli biri var kötülük yapmak için bekliyor..

recep tayyip erdogan yasamakta olan en buyuk vatanseverdir

haklı önermedir. tayyip bey'i tanıyıop da vatanseverliğinden dem vurmamak şaşkınlık olur.
hangi vatanı sevdiği ise konumuz dışıdır.
hiç gerek yok. karıştırmayın.

ulkede ekonomik kriz varken hacca giden sozum ona musluman

gerçek müslümandır.
dünyevi kriz mıriz, açlık maçlık sallamadan müslümanlık gereklerini yerine getirir.

adamın amacı bu dünyadaki olaylar değil diğer dünyadaki yeridir.
ve savaşında haklıdır.

bulunabilecek her seyin bulunmus olmasi

ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilen bi ton şey genelde bulunmuş şeylerin geliştirilmesi ile oluşmuştur.
şimdi telefonun içinden adam bile çıkarsalar gene de bir buluş sayılmaz o.
olmayan şeyi bulmak lazım.
oalnı babam da geliştirir.

fatih urek yilan dansi vs kolbasti

ikisi de doğadan gelir.
biri yılanın hareketlerini taklit ederken bir diğeri göt tenyasının götten düşüşünü izleyiciye sunar.

kadinlarin evlendikten sonra kendilerine dikkat etmemesi

evlenmeden önce yakışıklı prensleri ile barlarda, gezmelerde alışverişlerde fink atan kadınlar aniden gelen değişimi, düzenli seks maskesi yüzünden farkedemez ve haliyle bar yerine mutfakta çay içen, alışveriş yerine gardrobunu düzenleyen, piknik yerine kocasına akşam yemeği hazırlayan ve üstüne üstlük bir de bebe boku temizleyen bir insana dönüşür.
kendine bakmayı bırak kendini bile kaybeder be kadın.
nerde o evlenmeden önceki yaratıcı, eğlenceli, yeniliklerle dolu, hayat dolu, maceracı erkek, nerde o yaşam dolu kadın.
evlilik boktan bişey.
hiç gerek yok.